Umuda Yolculuk
Gün batımının kanlı ışıklarıyla yıkanan ufukta, bir tekne geçmişin ağırlığını sırtlanmış, dalgaların acımasız ritmine teslim olmuştu. İskelede unutulmuş şarap kadehleri gibi, anılar da boşlukta savrulup…
Gün batımının kanlı ışıklarıyla yıkanan ufukta, bir tekne geçmişin ağırlığını sırtlanmış, dalgaların acımasız ritmine teslim olmuştu. İskelede unutulmuş şarap kadehleri gibi, anılar da boşlukta savrulup…
Gün batımının kanlı ışıklarıyla yıkanan ufukta, bir tekne geçmişin ağırlığını sırtlanmış, dalgaların acımasız ritmine teslim olmuştu. İskelede unutulmuş şarap kadehleri gibi, anılar da boşlukta savrulup gidiyordu; ne zaman düştüğünü fark etmediğimiz sarı yapraklar misali, ellerimizdeki lekelerle baş başa. Acılarımız, yıllardır umutsuzluğun gölgesinde rol keserken, kimse farkında değil: Yazgıya giden bu yolculukta hiçbirimiz hazır değiliz. Yaşamın tırpanı, sessizce geçip giderken, teknenin hatırladığı tek şey, umudun belki de hiç var olmadığı gerçeği.