Tutuklu Sevdalar
Sevda, bazen bir oyun gibi başlar; bazen de hüznün derinliklerinde saklı bir sır gibi. Hamdiye Özer Okudan’ın kaleminden dökülen *Tutuklu Sevdalar*, bu ikiliğin peşine düşüyor. Kara sevdanın izini süren…
Sevda, bazen bir oyun gibi başlar; bazen de hüznün derinliklerinde saklı bir sır gibi. Hamdiye Özer Okudan’ın kaleminden dökülen *Tutuklu Sevdalar*, bu ikiliğin peşine düşüyor. Kara sevdanın izini süren…
Sevda, bazen bir oyun gibi başlar; bazen de hüznün derinliklerinde saklı bir sır gibi. Hamdiye Özer Okudan’ın kaleminden dökülen *Tutuklu Sevdalar*, bu ikiliğin peşine düşüyor. Kara sevdanın izini süren satırlar, adeta bir ağıt gibi akarken, Barış Manço’nun o bilinen nağmesi kulaklarda yankılanıyor: "Kara sevda dedikleri daha ne olabilir ki?" Kitap, sevdayı ve hüznü iç içe geçmiş bir dans gibi anlatıyor. Her satır, bir hamle; her kelime, bir itiraf. Sevda Çakar’ın adı, bu sayfalarda hayat buluyor – kara yazısı, kara kalemiyle. Hüzne yazılan bir aşk hikâyesi, aslında kendini anlatıyor. Acının ve tutkunun sınırlarında gezinirken, okuru da bu yolculuğa davet ediyor.