Sonsuzluğun Kıyısında
Gözlerini kapattığında dalgaların sesi geliyordu kulağına. Oysa karşısında yalnızca dört duvar vardı, bir de iskemlesi. Ellerindeki sigara dumanı, hayalindeki ufka karışıp gidiyordu usulca. Deniz neredeydi…
Gözlerini kapattığında dalgaların sesi geliyordu kulağına. Oysa karşısında yalnızca dört duvar vardı, bir de iskemlesi. Ellerindeki sigara dumanı, hayalindeki ufka karışıp gidiyordu usulca. Deniz neredeydi…
Gözlerini kapattığında dalgaların sesi geliyordu kulağına. Oysa karşısında yalnızca dört duvar vardı, bir de iskemlesi. Ellerindeki sigara dumanı, hayalindeki ufka karışıp gidiyordu usulca. Deniz neredeydi şimdi? O sonsuz mavilik, o serin meltem... Belki de gerçek mutsuzluk, aradığını asla bulamayacak olmanın ağırlığıydı. Adam doğruldu, olmayan denize bakarak düşündü: Sonsuzluk dedikleri, bir anın içinde kaybolabilmek miydi? Sevmek, sevilmek, hep devam edecekmiş gibi hissetmek... Ama ya o an hiç gelmezse? Ya hep bu iskemlede, bu dumanın içinde kalırsa? Sorular, tıpkı dalgalar gibi, bir türlü dinmek bilmiyordu.