Li Xurbete
Sonbaharın generaliyim ben — başımda küllenmiş bulutlar, omzumda solgun yıldızlar. Ayaklarımın altında yumuşacık çil yapraklar, elimdeyse kökleri kurumuş bir kılıç. Bu mevsim onsuz eksik kalır; ben olmazsam…
Sonbaharın generaliyim ben — başımda küllenmiş bulutlar, omzumda solgun yıldızlar. Ayaklarımın altında yumuşacık çil yapraklar, elimdeyse kökleri kurumuş bir kılıç. Bu mevsim onsuz eksik kalır; ben olmazsam…
Sonbaharın generaliyim ben — başımda küllenmiş bulutlar, omzumda solgun yıldızlar. Ayaklarımın altında yumuşacık çil yapraklar, elimdeyse kökleri kurumuş bir kılıç. Bu mevsim onsuz eksik kalır; ben olmazsam sonbahar da anlamsızlaşır. Sararmış, dökülmüş yapraklar gibi göçüp gitmişim ben de, ama yeşilin gölgesinde saklı bir ölü değilim. Rüzgârla savrulan yaprakların canına adanmış bir dua gibiyim; şehitlerin anısına eğilen, ölülerin değil dirilerin duasını eden. Şêrzad Hesen, Bextiyar Elî, Letîf Helmet ve Şêrko Bêkes’in de dediği gibi: "Keşke bu dizelere cesaretim olsa da dokunmadan yazabilsem, zulmetmeden." Sonbaharın mihrabında yalnızım, ama yaprakların ruhuna sessiz bir saygı duruşu gibi dikiliyorum.