Kayıp Tarihin Peşinde
1798 yılında Fransa lideri Napolyon, Mısır'ı almaya giderken yanında arkeoloji eğitimi almış eğitimli kişileri götürdüğü bilinir. Bu anekdot, modern arkeolojinin temeli sayılır. Mısır ve sonrasında tüm…
1798 yılında Fransa lideri Napolyon, Mısır'ı almaya giderken yanında arkeoloji eğitimi almış eğitimli kişileri götürdüğü bilinir. Bu anekdot, modern arkeolojinin temeli sayılır. Mısır ve sonrasında tüm…
1798 yılında Fransa lideri Napolyon, Mısır'ı almaya giderken yanında arkeoloji eğitimi almış eğitimli kişileri götürdüğü bilinir. Bu anekdot, modern arkeolojinin temeli sayılır. Mısır ve sonrasında tüm coğrafyamızda başlatılan arkeolojik yüzey araştırmaları, tarihin göbeğinde olduğumuzu gösterdi. Avrupalı arkeologlar, tarihçiler, sanat tarihçileri 1798'den günümüze yaptıkları tüm kazılar ve yüzey araştırmalarında evcilleştirilmiş buğdayın ve birçok tarımsal ürünün, ilk yerleşik köy birimlerinin, evcilleştirilmiş birçok hayvanın, ilk şehirlerin, ilk yerleşik hukuk sistemlerinin, ilk devletlerin doğuşu olarak coğrafyamızı işaret etmişlerdir. 227 yıldır devam eden modern arkeolojik kazılar ve araştırmalar, tarihin sıfır noktasını bulduğunu söyledikçe daha eski yerler ortaya çıktı. Büyük bir ihtimalle, şu ana kadar ortaya çıkartılan yerleşim alanları, tespit ve tescil edilen tarihi eserler, binlerce yıllık tarih okyanusunun sadece birkaç damlasıdır. Peki biz bu uçsuz bucaksız tarih okyanusunun farkında mıyız? Doğduğumuz, yaşadığımız, çocukken sokaklarında oynadığımız köylerimizin tarihini biliyor muyuz? 21.yüzyılda yaşamın hala devam ettiği bazı köylerimizin binlerce yıllık antik köyler olduğunun farkında mıyız? Coğrafyamızda hala orijinal isimleriyle telaffuz ettiğimiz bazı dağlarımızın, ovalarımızın, nehirlerimizin ve birçok yerleşim biriminin isminin binlerce yıl önce çivi yazıları ile kil tabletlere yazıldığını biliyor muyuz? Bu kitap, terk ettiğimiz, unuttuğumuz antik yerleşimlerimizin peşindedir. Artık sadece kuşların uğradığı yüksek dağların üzerindeki görkemli kalelerimizin izini sürüp günümüze taşıyor. Su ve toprak altında kalan tarihimizin kayıp halkalarını birleştiriyor. Zamanında heybeti ve görkemiyle insanların uğrak noktası olan kayıp şehirleri bize tanıtıyor. Tarihsel coğrafyamızın binlerce yıllık serüvenini bize aktarıyor. Araştırmacı – yazar Metin Rastdil, yıllarca sürdürdüğü çalışmaları, yerel saha araştırmalarını ve tarihsel kaynaklardan süzülen bilgileri bu eserde buluşturuyor. Gurkêl Okulu kitabından sonra şimdi de Kayıp Tarihin Peşinde ile bizi tarih yolculuğuna çıkarıyor.