Kan Kardeşleri
Bu roman; biri Rize'nin yağmurlu ve sisli dağlarından, diğeri Şırnak'ın sert ve yalçın coğrafyasından kopup Mersin'e göç eden iki ailenin; aynı mahallede büyüyen, aynı gökyüzüne bakan, aynı hayalleri kuran…
Bu roman; biri Rize'nin yağmurlu ve sisli dağlarından, diğeri Şırnak'ın sert ve yalçın coğrafyasından kopup Mersin'e göç eden iki ailenin; aynı mahallede büyüyen, aynı gökyüzüne bakan, aynı hayalleri kuran…
Bu roman; biri Rize'nin yağmurlu ve sisli dağlarından, diğeri Şırnak'ın sert ve yalçın coğrafyasından kopup Mersin'e göç eden iki ailenin; aynı mahallede büyüyen, aynı gökyüzüne bakan, aynı hayalleri kuran, aynı sokaklarda koşan, aynı sıraları paylaşan, kan kardeşi olan iki çocuğunun hikâyesi. Büyüyünce yolları ayrılan, kimlikler edinen, taraf seçen, “ben Türküm” diyen Ali’nin ve “ben Kürdüm” diyen Azad’ın yolculuğu. Oysa, bir zamanlar sadece çocuktular. Bu kitabı okurken karakterleri birer sembol olarak değil, birer insan olarak görmenizi diliyorum. Çünkü bu romanın merkezinde siyaset değil; dostluk, aidiyet duygusu, ailenin önemi ve kader birliği var. Ve belki de en çok şu soru: İnsanları birbirinden ayıran şeyler mi daha güçlüdür, yoksa onları birbirine bağlayan şeyler mi?