Gurbet Yokuşu
Uzak diyarlarda geçen bir ömrün sessiz çığlıklarını taşır bu sayfalar. Dağlar gibi dimdik duran bir yürek, zamanla nasıl da eğilir gurbetin ağırlığı altında; sabrı taşsa bile, hasretin ateşi dinmez. Her damla…
Uzak diyarlarda geçen bir ömrün sessiz çığlıklarını taşır bu sayfalar. Dağlar gibi dimdik duran bir yürek, zamanla nasıl da eğilir gurbetin ağırlığı altında; sabrı taşsa bile, hasretin ateşi dinmez. Her damla…
Uzak diyarlarda geçen bir ömrün sessiz çığlıklarını taşır bu sayfalar. Dağlar gibi dimdik duran bir yürek, zamanla nasıl da eğilir gurbetin ağırlığı altında; sabrı taşsa bile, hasretin ateşi dinmez. Her damla yağmur, anılara karışır; her yaprak, uzak topraklara düşen bir veda mektubu gibidir. Yüreği vuslatın ağına düşenler bilir: özlem, bazen bir şarkıya, bazen de bir hüzün bağının dallarına sarılır. Boş umutların peşinde koşan gözler, geçmişin közleriyle yanmaya devam eder. Bu yokuşta yürüyenler, matem tutmaz artık; çünkü ruhları, yazıya dökülen bir taziye gibidir. Gurbet, sadece bir yer değil, içine çekilen bir nefestir burada.