Çıkmaz Sokak Hikayeleri
Yazdıklarım onu hiç ilgilendirmeyecekti. Öyleyse niye yazmıştım? Bu, benim hikâyemdi. Bir hatıra defterine yazılabilecek en son cümlelerdi bunlar. Yırtmalı mıydım yoksa olduğu gibi bırakıp teslim mi…
Yazdıklarım onu hiç ilgilendirmeyecekti. Öyleyse niye yazmıştım? Bu, benim hikâyemdi. Bir hatıra defterine yazılabilecek en son cümlelerdi bunlar. Yırtmalı mıydım yoksa olduğu gibi bırakıp teslim mi…
Yazdıklarım onu hiç ilgilendirmeyecekti. Öyleyse niye yazmıştım? Bu, benim hikâyemdi. Bir hatıra defterine yazılabilecek en son cümlelerdi bunlar. Yırtmalı mıydım yoksa olduğu gibi bırakıp teslim mi etmeliydim? Bu, emanet bir defterdi. Yırtamazdım. Böyle bir hakkım yoktu. Versem, bir sırrı ifşa etmiş olur muydum acaba? Kararsızlık ve de çaresizlik hep böyle zamanlarda yakasına yapışıyordu insanın. Mutluluk dilemeyi unutmuşum. Onu iliştirdim son satıra. Gençlerin ergenlik çağı elbiseleri gibi eğreti durmuştu. Bütün bunları ben yazdım dercesine bir sahiplenmeyle imzaladım yazdıklarımı. İmzam yazdıklarımdan daha anlamlıydı. Onun beni daha çok anlattığını düşünmüştüm. Zamanın insana her şeyi unutturduğunu benden iyi bilen olmazdı. Ne zaman bu satıları yazdığımı merak eder belki diyerek kalemi son kez oynattım. Takvime baktım. Nisandı. "Bitti sanma, bitmedi, sürecek bu hikâye!"