Cehennem Benim
Ayrılık, kimilerine göre yalnızca bir vedadır; ama onun için yaşamın ta kendisinden kopmak gibiydi. Toprak nasıl sudan uzak kaldığında kurur, su nasıl akışından mahrum olunca bulanıklaşır, ateş nasıl ocaktan…
Ayrılık, kimilerine göre yalnızca bir vedadır; ama onun için yaşamın ta kendisinden kopmak gibiydi. Toprak nasıl sudan uzak kaldığında kurur, su nasıl akışından mahrum olunca bulanıklaşır, ateş nasıl ocaktan…
Ayrılık, kimilerine göre yalnızca bir vedadır; ama onun için yaşamın ta kendisinden kopmak gibiydi. Toprak nasıl sudan uzak kaldığında kurur, su nasıl akışından mahrum olunca bulanıklaşır, ateş nasıl ocaktan ayrıldığında sönerse; ruhu da sevdiklerinden ayrı düştüğünde solup acıya teslim olurdu. Bu acıyı daha hiç tatmamışken bile, yüreğindeki korku seslenmişti ona: "Beni ne kadar incitirsen incit, razıyım; ama sakın yalnız bırakma." Ne var ki zaman, korkularını gerçek kıldı. Şimdi ayrılığın soğuk yüzüyle baş başaydı. İki kanatlı dergâhın eşiğine vardıklarında, kapının üzerinde yazılıydı: "Ümidin kapısı burası, kim olursan ol gel." Tam o sırada kanatlar açıldı. Jean Paul Sartre ve onun yol arkadaşı, Mevlana’nın gözdesi Yusuf, bu kapıdan içeri adım attılar. Artık her şey, bilinmeyenin derinliklerinde şekillenmeye başlamıştı.