Bizi de Bir Götüren Olur Elbet
Bizi de Bir Götüren Olur Elbet; 2000'li yılların taşrasında, başkalarının oyunlarına sürekli "yancı" olarak katılan, adını kazanmak için kendini durmadan hatırlatmak zorunda kalan bir çocuğun dilinden farklı…
Bizi de Bir Götüren Olur Elbet; 2000'li yılların taşrasında, başkalarının oyunlarına sürekli "yancı" olarak katılan, adını kazanmak için kendini durmadan hatırlatmak zorunda kalan bir çocuğun dilinden farklı…
Bizi de Bir Götüren Olur Elbet; 2000'li yılların taşrasında, başkalarının oyunlarına sürekli "yancı" olarak katılan, adını kazanmak için kendini durmadan hatırlatmak zorunda kalan bir çocuğun dilinden farklı zamanlarda dökülüyor. Kazandığı için özür diliyor, anlatmak için sırasını bekliyor ama o sıranın kendisine hiç gelmeyeceğini yavaş yavaş anlayıp can havliyle sarılıyor söze. "Şimdi bakınca bugün valizim elimde beni buradan götürecek bir arabacı beklememin sebebinin o gün o oyunu oynamayı reddetmem olduğumu düşünüyorum. Belki o gün o kağıtları elime alsaydım bugün onlardan biri olurdum, diyorum. Ben de bir yere oturdum mu oraya şöyle hiç kalkmayacakmışçasına otururdum. Ama sonra olanları düşününce vazgeçiyorum bu fikrimden. Ne yaparsam yapayım bu olmayacaktı, biliyorum. Babamı ne annemin ne dedemin cenazesinde ağlarken görmememle alakası yok üstelik bunun. Onların babaları da aynısını yaparlardı, bunu da biliyorum. Ama geçen yaz o sabah babaannemi öyle bir şeyleri beklerken görmeseydim işte o zaman belki bir şansım olurdu." “Benim anlatacağım en iyi hikaye, hikaye anlatamayanların hikayesi olurdu.”