Bir Gurbetçinin Ayak İzleri
Bu kitap, sadece bir adamın yaşam öyküsü ya da haritada bir noktanın anlatısı değildir. Bu sayfalarda okuyacağınız her satır; doğduğu topraktan henüz çocukken koparılanların, rızkının peşinde ömrünü gurbet…
Bu kitap, sadece bir adamın yaşam öyküsü ya da haritada bir noktanın anlatısı değildir. Bu sayfalarda okuyacağınız her satır; doğduğu topraktan henüz çocukken koparılanların, rızkının peşinde ömrünü gurbet…
Bu kitap, sadece bir adamın yaşam öyküsü ya da haritada bir noktanın anlatısı değildir. Bu sayfalarda okuyacağınız her satır; doğduğu topraktan henüz çocukken koparılanların, rızkının peşinde ömrünü gurbet trenlerinde, tahta bavulların gölgesinde harcayan bir kuşağın sessiz çığlığıdır. Bu hikâyeyi yazmamın ana sebebi; 1950'li yılların o çetin şartlarında, Bingöl'ün bir dağ köyünde başlayıp gurbet diyarlarına uzanan o büyük savruluşu kayda geçirmektir. Anadilinden uzakta ilk mektep korkusunu yaşayan yedi yaşındaki bir çocuğun mahcubiyetini, evladını geride bırakıp gurbete gitmek zorunda kalan anaların-babaların sızısını ve ne kadar uzağa gidilirse gidilsin içteki o “köy” kokusunun hiç silinmeyişini unutmamak, unutturmamaktır.