Beş İdik İki Kaldık
BEŞ İDİK, İKİ KALDIK...” Bu, ne bir başarı hikâyesi ne de sıradan bir hayat. Bu, benim “var olma” mücadelemdir. Ben Konya Bozkır Meyre köyünde doğdum. Konya’nın bu dağlarında, yedi yaşında annemi kaybeden…
BEŞ İDİK, İKİ KALDIK...” Bu, ne bir başarı hikâyesi ne de sıradan bir hayat. Bu, benim “var olma” mücadelemdir. Ben Konya Bozkır Meyre köyünde doğdum. Konya’nın bu dağlarında, yedi yaşında annemi kaybeden…
BEŞ İDİK, İKİ KALDIK...” Bu, ne bir başarı hikâyesi ne de sıradan bir hayat. Bu, benim “var olma” mücadelemdir. Ben Konya Bozkır Meyre köyünde doğdum. Konya’nın bu dağlarında, yedi yaşında annemi kaybeden, beş kardeşten üçünü toprağa veren o küçük çocuktum; hüzün heybesini omuzuma alıp İstanbul’un o koca kalabalığına karıştım. Sultanhamam’ın çıraklık tezgâhlarından Osmanbey’in ticaret merkezlerine uzanan bu yolumu sadece kumaşlarla değil; dürüstlükle ve bana miras kalan “Ahilik” vakarıyla ördüm. Bu eserde, elinizde tuttuğunuz bu satırlarda sadece bir özlemi değil, bir devrin o saf esnaflık ahlakını, içimdeki memleket sevdasını ve en nihayetinde “bahar gözlü yarim” dediğim hayat arkadaşıma olan vefamı anlattım. “Dünya rahat bir yer olsaydı; ne gündüz karasinek, ne gece sivrisinek insanı rahatsız ederdi?” Bu kitap; imtihanla yoğrulmuş, tevekkülle demlenmiş ve tecrübeyle taçlanmış bir ömrün süzülmüş samimi bir tanıklığıdır