Asılmış Adamın Öyküsü
“Onu mezbahadaki bir keçi gibi derisiz bırakacaklar, yüzülmüş bir keçi gibi kalmaktan utanç duymayacak çünkü utanç derimizdeydi. Artık cinsiyetsiz. Artık nefret duymuyor. Artık sevmiyor. Her şeyin kemiklerinin…
“Onu mezbahadaki bir keçi gibi derisiz bırakacaklar, yüzülmüş bir keçi gibi kalmaktan utanç duymayacak çünkü utanç derimizdeydi. Artık cinsiyetsiz. Artık nefret duymuyor. Artık sevmiyor. Her şeyin kemiklerinin…
“Onu mezbahadaki bir keçi gibi derisiz bırakacaklar, yüzülmüş bir keçi gibi kalmaktan utanç duymayacak çünkü utanç derimizdeydi. Artık cinsiyetsiz. Artık nefret duymuyor. Artık sevmiyor. Her şeyin kemiklerinin üzerinde gerilmesine izin veriyor. Köşeli ve belirgin hatları artık onu ilgilendirmiyor. Kulakları şehvet sonrasındaki gibi kırmızıya dönmüş. Post-şehvet küçük bir ölümdür. İşte bu hareketsiz kalmaktır, düşüncesiz ve hissiz. Ne zavallı bir paçavra ve berbat bir koku!” Yayınlandığı tarihte büyük yankı uyandıran Asılmış Adamın Öyküsü, insanın kaçamadığı yaşantısıyla kurduğu ilişkiyi konu alıyor. Okuru alışıldık gerçekliğin dışına çıkarırken, yaşamın ne kadar kırılgan, anlamın ne kadar kaygan olduğunu hatırlatıyor. Modern roman anlayışının Güney Amerika’daki öncülerinden.